Hayatta bazı insanları kazanmak için çok uğraşırsınız. İyi niyetinizi ortaya koyarsınız. Anlayış gösterirsiniz. Hatalarını görmezden gelirsiniz. Kırıldığınız halde susarsınız. Bir gün değişir, bir gün kıymetinizi anlar diye beklersiniz. Fakat zaman geçtikçe acı bir gerçekle karşılaşırsınız; Bazı insanlar sizin iyi niyetinizi anlamaz, yalnızca ondan faydalanır. Çünkü herkes, kendisine gösterilen değerin kıymetini bilecek kadar vicdanlı ve karakterli değildir.
Kimi insan yaptığı yanlıştan sonra özür dilemeyi gururuna yediremez. Kimi teşekkür etmeyi zayıflık zanneder. Kimi de hatasını kabul etmek yerine suçu karşısındakine yüklemeyi tercih eder. Daha kötüsü ise şudur; Siz her defasında anlayış gösterdikçe, onlar kendi yanlışlarını normalleştirir. Siz sustukça sınırlarınız biraz daha aşılır. Siz affettikçe aynı hata tekrar edilir. Siz emek verdikçe, emeğiniz bir lütuf olmaktan çıkar ve onların gözünde bir mecburiyete dönüşür. İşte insanı asıl yoran da budur, birine iyilik yapmak değil, iyiliğinizin kullanılmasına izin vermek.
Hayatın her alanında olduğu gibi insan ilişkilerinde de bir denge vardır. Sevgi tek taraflı taşınmaz. Dostluk tek kişinin çabasıyla ayakta kalmaz. Saygı, yalnızca bir taraftan gösterilerek sürdürülemez. Bir insan sizi sürekli kırıyor, sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyorsa, orada sorun sizin yeterince anlatamamanız olmayabilir. Belki de karşınızdaki insan, anlamak istemiyordur. Çünkü bazı insanlara gerçeği anlatamazsınız. Gerçeği bilmedikleri için değil, işlerine gelmediği için kabul etmedikleri için. Bazıları gerçekten kördür. Gerçeği gözlerinin önüne koysanız bile görmek istemez. Bazıları nankördür. Dün kendisi için yaptığınız iyilikleri bugün hiç yapılmamış gibi kabul eder. Bazıları ise menfaatine göre şekil değiştirir. Kimden ne kazanacağını hesaplar, kime ne söylemesi gerektiğini çıkarına göre belirler. Böyle insanların sadakati de sevgisi de dostluğu da çoğu zaman şartlara bağlıdır. Menfaati kiralık olanın, sadakati de satılıktır. Bu yüzden hayatınızda herkese aynı kapıyı açık bırakmayın. Herkese aynı değeri vermeyin. Çünkü insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlıklardan biri, kendisini sürekli inciten insanların yanında kalmaya devam etmesidir.
Bazen gitmek gerekir.
Kavga ederek değil.
Hesaplaşarak değil.
Bağırıp çağırarak hiç değil.
Sadece sessizce.
Mesafenizi koyarak.
Çünkü bazı insanları değiştiremezsiniz.
Ne kadar konuşursanız konuşun, ne kadar iyi niyet gösterirseniz gösterin, karşınızdaki insan kendi yanlışını görmek istemiyorsa sizin anlatacak başka bir cümleniz kalmaz. Bazı özürler de hiçbir şeyi düzeltmez. Çünkü kırılan güven, yalnızca “özür dilerim” denilerek yeniden kurulmaz. İnsan bazen affeder ama eskisi gibi olmaz. İşte bunu anlamak gerekir.
Hayat, herkese kendinizi ispatlayarak geçirilecek kadar uzun değil. Kim olduğunuzu anlamak istemeyenlere kendinizi anlatmak zorunda değilsiniz. Değerinizi görmeyenlere değerinizi kanıtlamak zorunda değilsiniz. Sürekli arkanızdan konuşan, dedikodu yapan, iftira atan ve iyiliğinize kötülükle karşılık veren insanların onayına ihtiyacınız yok. Çünkü başkasının vicdansızlığı, sizin değerinizi belirlemez. Bırakın bazı insanlar kendi kötü karakterleriyle baş başa kalsın. Siz kendi hayatınıza bakın. Kimin sizi sevdiğine değil, kimin size saygı duyduğuna bakın. Kimin yanınızda olduğuna değil, zor zamanınızda kimlerin yanınızda kaldığına bakın. İnsanın gerçek yüzünü sözleri değil, çoğu zaman çıkarı bittiğinde gösterdiği tavır ortaya çıkarır.
Ve unutmayın… Sizi kaybetmekten korkmayan birini kaybetmekten korkmayın. Sizi sürekli tüketen bir arkadaşlıktan çıkmak bencillik değildir, kendinizi korumaktır. Sınır koymak sevgisizlik değildir, kendinize duyduğunuz saygıdır. Ve bazen bir insanı hayatınızdan çıkarmak, ona verebileceğiniz en büyük ceza değil; kendinize verebileceğiniz en büyük hediyedir.
Ömrünüzü, sizi anlamak istemeyen insanlara kendinizi anlatmakla tüketmeyin. Çünkü zaman geri gelmiyor. Bugün kaybettiğiniz bir saati, yarın hiçbir servetle satın alamazsınız. Bu yüzden hayatınızda size huzur veren insanlara yer açın.
Emeğinizi bilenlere…
İyiliğinizi istismar etmeyenlere…
Düştüğünüzde elinizden tutanlara…
Başarınızdan rahatsız olmayanlara…
Ve en önemlisi, siz yokken de arkanızdan aynı saygıyla konuşabilenlere…
Gerisi mi? Gerisi kalabalıktır. Ömrünüz ise kalabalıklara harcanmayacak kadar değerlidir.
GÜNDEM
17 gün önceGÜNDEM
11 Eylül 2026GÜNDEM
11 Eylül 2026EKONOMİ
11 Eylül 2026GÜNDEM
11 Eylül 2026GÜNDEM
11 Eylül 2026GÜNDEM
11 Eylül 2026