Türkiye, 2026 yılına sosyal devlet iddiasıyla taban tabana zıt bir tabloyla girdi.
Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu bulunan milyonlarca vatandaş, 1 Ocak itibarıyla kamu ve üniversite hastanelerinin kapısından geri çevriliyor. Yani bu ülkede artık paran yoksa, prim borcun varsa, hastaysan ama yoksulsan sistem seni görmüyor.
Yıllardır uygulanan ve prim borcu olsa dahi vatandaşın sağlık hizmeti almasını sağlayan geçici düzenleme, yeni yıl itibarıyla sessiz sedasız sona erdi. Uzatılmadı. Alternatif üretilmedi. Sonuç ortada; Küçük esnaf, dar gelirli yurttaş, tarım Bağ-Kur’lusu ve düzensiz gelire sahip milyonlarca insan fiilen sağlık sisteminin dışına itildi.
Artık hastaneye giden binlerce vatandaş, kayıt bankosunda sistem uyarısıyla karşılaşıyor;
“Prim borcunuz bulunmaktadır.” ve işlem bitiyor.
Muayene yok. Tetkik yok. Tedavi yok.
Rapor yenileme yok.
Devam eden tedavi yarım kalıyor.
Kronik hastalar, düzenli ilaç kullanmak zorunda olanlar, kanser vb. tedavisi görenler, kalp hastalar ve yüzlercesi, hepsi bu uygulamanın doğrudan mağduru. “Acil” sayılmayan her durum, devletin gözünde ertelenebilir. Oysa sağlık ertelenmez. Hastalık beklemez.
Burada durup sormak gerekiyor; “Sosyal devlet” tam olarak ne demektir? En temel hak olan ’Sağlık’tan yoksun bırakıldı insanlar!
Sosyal devlet, vatandaşını borcu var diye tedavisiz bırakmaz.
Sosyal devlet, ekonomik kriz döneminde insanları sağlık hakkıyla terbiye etmeye kalkmaz.
Sosyal devlet, vatandaşını ortada bırakmaz, kaderine terk etmez.
Ekonomik krizin derinleştiği, hayat pahalılığının her haneyi ezdiği bir dönemde prim borçlarını ödeyemeyen milyonlarca insanı sağlık sisteminin dışına itmek, yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu, açık bir halk sağlığı problemidir.
Uzmanlar da uyarıyor; Bu uygulama önleyici sağlık hizmetlerini azaltacak, hastalıkların ilerlemesine neden olacak, acil servislerin yükünü artıracak. Yani bugün “tasarruf” diye sunulan bu yaklaşım, yarın çok daha büyük sağlık ve maliyet krizlerinin kapısını aralayacak.
Üstelik bu sessizlik daha da düşündürücü.
Ne Sağlık Bakanlığı’ndan,
Ne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan,
Ne de hükümetten net bir açıklama var.
Kamuoyunda beklenti açık; Ya bu geçici düzenleme yeniden hayata geçirilmeli ya da prim borçlularını mağdur etmeyecek yeni bir yapılandırma modeli acilen devreye alınmalı.
Çünkü sağlık bir lütuf değil, temel bir haktır ve bir devlet, vatandaşını tedavisiz bırakıyorsa; orada yalnızca bir sistem arızası değil, ciddi bir vicdan sorunu vardır.
Bu tabloya bakıp hâlâ “sosyal devletiz” diyorsak, önce aynaya bakmamız gerekir.
Şunu da belirteyim; Eğer önümüzdeki günlerde tekrar bir düzenleme yapılırsa bir teşekkür yazısı da yazarım. Hatayı nasıl eleştiriyorsam iyiye de teşekkür etmesini bilirim.
Sağlıcakla ve vicdanınızla kalın..
GÜNDEM
07 Ocak 2026GÜNDEM
07 Ocak 2026GÜNDEM
07 Ocak 2026GÜNDEM
07 Ocak 2026GÜNDEM
07 Ocak 2026GÜNDEM
07 Ocak 2026GÜNDEM
07 Ocak 2026
1
Süt ürünleri ile başınız dertte mi? Laktoz İntoleransına sahip olabilirsiniz!
2
SMA Tip-1 Hastası Minik Aysima İçin Zaman Daralıyor
3
Uluslararası Ödüllü Uzman Melih Arslan Keser’den Saç Ekiminde Mükemmellik
4
Titanyum Kalp, İlk Kez 100 Gün Hayatta Kaldı
5
Tire Devlet Hastanesi’nde görevli bir doktorun imzasıyla sahte reçete!