DOLAR 48,83170,10%
EURO 55,8333-0,08%
ALTIN 6.803,09-0,47
BITCOIN 42226651.38875%
İzmir
18°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

X
Serkan Candaş

Serkan Candaş

19 Eylül 2026 Cumartesi

Serkan Candaş Yazdı: Beni Kötüler Değil, İyi Sandıklarım Şaşırttı!

Serkan Candaş Yazdı: Beni Kötüler Değil, İyi Sandıklarım Şaşırttı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kötü insanlardan hiç korkmadım. Çünkü kötü olduklarını zaten biliyordum. Onlardan gelecek kötülüğü hesap edersiniz. Mesafenizi korursunuz. Söylediklerine değil, niyetlerine bakarsınız. En azından karşınızda kimin olduğunu bilirsiniz. Asıl mesele, iyi sandıklarınızdır, vefalı bildikleriniz, “Böyle bir şey yapmaz” dedikleriniz. En zor gününüzde bile arkanızda duracağına inandıklarınız. İşte insanı asıl onlar şaşırtır.

Çünkü bazı insanlar size dost gibi yaklaşır ama aslında sadece çıkarlarının olduğu mesafededir. İşleri düştüğünde sizi ararlar. İhtiyaçları olduğunda sizi överler. Yanınızdayken “Seninleyim” derler. Ama işler tersine döndüğünde ilk onlar kaybolur.

Daha kötüsü?

Siz yere düştüğünüzde elinizden tutmak yerine, daha da düşmeniz için sessizce bekleyenler vardır. Ve yıllarca onları “iyi insan” sanmışsınızdır.

İnsan bazen düşmanından değil, dostunun gerçek yüzünden yara alır. Çünkü düşmanınızın kötülüğü şaşırtmaz. Ama dost bildiğinizin ihaneti, geçmişte yaşadığınız bütün güzel anıları bile sorgulatır. Bir gün dönüp bakarsınız ve dersiniz ki; “Ben bu insanı gerçekten tanımamışım.” İşte o cümle, insanın içinde çok şey bitirir. Artık eskisi gibi kimseye güvenmezsiniz. Her gülümsemeyi samimiyet kabul etmezsiniz. Her “kardeşim” diyene kardeş muamelesi yapmazsınız. Her omzunuza dokunanı yanınızda sanmazsınız. Çünkü öğrenmişsinizdir; Vefa, ağızdan çıkan kelimelerle değil, zor zamanda verilen tavırla ölçülür.

Herkes iyi gününüzde yanınızda olabilir. Başarılarınızı alkışlamak kolaydır. Masada oturup güzel sözler söylemek kolaydır. Asıl mesele, kimsenin olmadığı yerde sizin hakkınızı savunabilmektir. Asıl mesele, sizin olmadığınız bir ortamda da arkanızdan konuşmamaktır. Asıl mesele, sizin başarınızdan rahatsız olmamaktır. Ve asıl mesele, sizin düştüğünüz gün de aynı insan kalabilmektir. Bazıları bunu yapamaz. Çünkü onların dostluğu, çıkarları olduğu sürece vardır. Siz vermeyi bıraktığınızda maskeleri düşer.

Ben artık insanları kaybetmekten korkmuyorum. Çünkü zaman bana çok önemli bir şey öğretti; Bazı insanları kaybetmek kayıp değildir. Bazen hayatınızdan çıkan insanlar, hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulmanızdır. Kimisi gider ve arkasından üzülürsünüz. Kimisi gider ve “İyi ki gerçek yüzünü zamanında gösterdi” dersiniz. Ben artık ikinci gruba teşekkür ediyorum. Çünkü bana bir şey öğrettiler; İnsanları sözleriyle değil, menfaatleri bittiğinde size nasıl davrandıklarıyla tanıyın. Çünkü herkes sizin dostunuz değildir. Bazıları sadece iyi gününüzün misafiridir. Bazıları ise kötü gününüzün sınavıdır. Ve bazıları sizi kaybettiğini sanırken aslında sizin onlara olan güveninizi kaybetmiştir. Aradaki farkı anlayamayacak kadar da gururludurlar (!)

Notumu aldım. Kim ne yaptıysa, kim nerede durduysa, kim hangi yüzünü gösterdiyse gördüm. Unutmadım asla unutmam. Hayat, herkese hak ettiği cevabı bir şekilde verir.

Dün değer verdiğim insanlara bugün mesafemi koyuyorsam, bunun sebebi değişmem değil; onların gerçek yüzünü görmüş olmamdır.

Kötü insanlar beni hiç şaşırtmadı, zaten kötüydüler. Beni asıl şaşırtanlar; iyi, vefalı ve dost sandıklarımdı. Ve insan, bazı insanları kaybettikten sonra değil, onları aslında hiç tanımadığını anladıktan sonra büyür.

Devamını Oku

Serkan Candaş Yazdı: Değmeyen İnsanlara Vaktinizi ve Nakitinizi Harcamayın!

Serkan Candaş Yazdı: Değmeyen İnsanlara Vaktinizi ve Nakitinizi Harcamayın!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayatta bazı insanları kazanmak için çok uğraşırsınız. İyi niyetinizi ortaya koyarsınız. Anlayış gösterirsiniz. Hatalarını görmezden gelirsiniz. Kırıldığınız halde susarsınız. Bir gün değişir, bir gün kıymetinizi anlar diye beklersiniz. Fakat zaman geçtikçe acı bir gerçekle karşılaşırsınız; Bazı insanlar sizin iyi niyetinizi anlamaz, yalnızca ondan faydalanır. Çünkü herkes, kendisine gösterilen değerin kıymetini bilecek kadar vicdanlı ve karakterli değildir.

Kimi insan yaptığı yanlıştan sonra özür dilemeyi gururuna yediremez. Kimi teşekkür etmeyi zayıflık zanneder. Kimi de hatasını kabul etmek yerine suçu karşısındakine yüklemeyi tercih eder. Daha kötüsü ise şudur; Siz her defasında anlayış gösterdikçe, onlar kendi yanlışlarını normalleştirir. Siz sustukça sınırlarınız biraz daha aşılır. Siz affettikçe aynı hata tekrar edilir. Siz emek verdikçe, emeğiniz bir lütuf olmaktan çıkar ve onların gözünde bir mecburiyete dönüşür. İşte insanı asıl yoran da budur, birine iyilik yapmak değil, iyiliğinizin kullanılmasına izin vermek.

Hayatın her alanında olduğu gibi insan ilişkilerinde de bir denge vardır. Sevgi tek taraflı taşınmaz. Dostluk tek kişinin çabasıyla ayakta kalmaz. Saygı, yalnızca bir taraftan gösterilerek sürdürülemez. Bir insan sizi sürekli kırıyor, sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyorsa, orada sorun sizin yeterince anlatamamanız olmayabilir. Belki de karşınızdaki insan, anlamak istemiyordur. Çünkü bazı insanlara gerçeği anlatamazsınız. Gerçeği bilmedikleri için değil, işlerine gelmediği için kabul etmedikleri için. Bazıları gerçekten kördür. Gerçeği gözlerinin önüne koysanız bile görmek istemez. Bazıları nankördür. Dün kendisi için yaptığınız iyilikleri bugün hiç yapılmamış gibi kabul eder. Bazıları ise menfaatine göre şekil değiştirir. Kimden ne kazanacağını hesaplar, kime ne söylemesi gerektiğini çıkarına göre belirler. Böyle insanların sadakati de sevgisi de dostluğu da çoğu zaman şartlara bağlıdır. Menfaati kiralık olanın, sadakati de satılıktır. Bu yüzden hayatınızda herkese aynı kapıyı açık bırakmayın. Herkese aynı değeri vermeyin. Çünkü insanın kendisine yaptığı en büyük haksızlıklardan biri, kendisini sürekli inciten insanların yanında kalmaya devam etmesidir.

Bazen gitmek gerekir.

Kavga ederek değil.

Hesaplaşarak değil.

Bağırıp çağırarak hiç değil.

Sadece sessizce.

Mesafenizi koyarak.

Çünkü bazı insanları değiştiremezsiniz.

Ne kadar konuşursanız konuşun, ne kadar iyi niyet gösterirseniz gösterin, karşınızdaki insan kendi yanlışını görmek istemiyorsa sizin anlatacak başka bir cümleniz kalmaz. Bazı özürler de hiçbir şeyi düzeltmez. Çünkü kırılan güven, yalnızca “özür dilerim” denilerek yeniden kurulmaz. İnsan bazen affeder ama eskisi gibi olmaz. İşte bunu anlamak gerekir.

Hayat, herkese kendinizi ispatlayarak geçirilecek kadar uzun değil. Kim olduğunuzu anlamak istemeyenlere kendinizi anlatmak zorunda değilsiniz. Değerinizi görmeyenlere değerinizi kanıtlamak zorunda değilsiniz. Sürekli arkanızdan konuşan, dedikodu yapan, iftira atan ve iyiliğinize kötülükle karşılık veren insanların onayına ihtiyacınız yok. Çünkü başkasının vicdansızlığı, sizin değerinizi belirlemez. Bırakın bazı insanlar kendi kötü karakterleriyle baş başa kalsın. Siz kendi hayatınıza bakın. Kimin sizi sevdiğine değil, kimin size saygı duyduğuna bakın. Kimin yanınızda olduğuna değil, zor zamanınızda kimlerin yanınızda kaldığına bakın. İnsanın gerçek yüzünü sözleri değil, çoğu zaman çıkarı bittiğinde gösterdiği tavır ortaya çıkarır.

Ve unutmayın… Sizi kaybetmekten korkmayan birini kaybetmekten korkmayın. Sizi sürekli tüketen bir arkadaşlıktan çıkmak bencillik değildir, kendinizi korumaktır. Sınır koymak sevgisizlik değildir, kendinize duyduğunuz saygıdır. Ve bazen bir insanı hayatınızdan çıkarmak, ona verebileceğiniz en büyük ceza değil; kendinize verebileceğiniz en büyük hediyedir.

Ömrünüzü, sizi anlamak istemeyen insanlara kendinizi anlatmakla tüketmeyin. Çünkü zaman geri gelmiyor. Bugün kaybettiğiniz bir saati, yarın hiçbir servetle satın alamazsınız. Bu yüzden hayatınızda size huzur veren insanlara yer açın.

Emeğinizi bilenlere…

İyiliğinizi istismar etmeyenlere…

Düştüğünüzde elinizden tutanlara…

Başarınızdan rahatsız olmayanlara…

Ve en önemlisi, siz yokken de arkanızdan aynı saygıyla konuşabilenlere…

Gerisi mi? Gerisi kalabalıktır. Ömrünüz ise kalabalıklara harcanmayacak kadar değerlidir.

Devamını Oku

Serkan Candaş Yazdı: Tire’nin Yeni Kaymakamı Mesut Yakuta Göreve Hızlı Başladı

Serkan Candaş Yazdı: Tire’nin Yeni Kaymakamı Mesut Yakuta Göreve Hızlı Başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tire’nin yeni Kaymakamı Mesut Yakuta, göreve başlamasının ardından sergilediği çalışma temposuyla dikkat çekiyor.

Bir yöneticiyi makamında otururken değil, sahada, halkın arasında ve ilçenin sorunlarını yerinde takip ederken görmek önemlidir. Gördüğüm kadarıyla Kaymakam Yakuta da bu anlayışla hareket ediyor. İlçe merkezinin yanı sıra köy ziyaretleri gerçekleştiriyor, vatandaşlarla bir araya geliyor, sorunları doğrudan dinliyor.

Bunun yanında Emniyet, Jandarma ve sivil toplum kuruluşlarıyla kurduğu yakın iletişim ve gerçekleştirdiği toplantılar da dikkat çekici. Çünkü bir ilçenin yönetiminde kurumlar arasındaki koordinasyon ne kadar güçlü olursa, vatandaşın sorunlarına çözüm üretmek de o kadar kolaylaşır.

Ancak geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen “Kadına Şiddetin Önlenmesi” toplantısı, benim açımdan ayrı bir önem taşıyor. Beni tanıyanlar iyi bilir ki; ‘Kadına Şiddet’ konusu ve bu durumun önlenmesi benim hassas olduğum ve önem verdiğim bir konu.

Kadına yönelik şiddet, toplumumuzun kanayan yaralarından biri. Sadece güvenlik güçlerinin veya yargının değil, toplumun tamamının mücadele etmesi gereken ciddi bir mesele. Bu nedenle yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun tüm kesimlerinin bu konuda göstereceği hassasiyet büyük önem taşıyor.

Kaymakam Mesut Yakuta’nın bu konuya duyarlılık göstermesini ve konuyu gündemine almasını takdire şayan buluyorum.

Elbette bir kaymakamın başarısını değerlendirmek için henüz erken. Görev süresi ilerledikçe ortaya koyacağı çalışmalar, ilçenin sorunlarına yaklaşımı ve vatandaşla kuracağı iletişim daha net bir tablo ortaya çıkaracaktır. Fakat ilk izlenim önemlidir.

Şu ana kadar gördüğüm kadarıyla Mesut Yakuta, makam odasından ilçeyi yönetmek yerine Tire’yi yerinde tanımaya, insanını dinlemeye ve kurumlarla birlikte hareket etmeye gayret ediyor.

Bu yaklaşımın Tire’ye olumlu yansıyacağını düşünüyorum.

Umarım bu tempo ve hassasiyet görev süresi boyunca devam eder. Çünkü Tire’nin, vatandaşın sesini dinleyen, sahada olan ve sorunların üzerine gitmekten çekinmeyen yöneticilere ihtiyacı var. Kaymakam Mesut Yakuta’nın Tire’ye iyi geleceği izlenimini şimdiden edindim.

Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor, Tire adına yapacağı çalışmaların hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Devamını Oku

Serkan Candaş Yazdı: YENİ Parti’de İsim ve Logo Aceleye Gelmemeliydi

Serkan Candaş Yazdı: YENİ Parti’de İsim ve Logo Aceleye Gelmemeliydi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye siyasetinde yeni bir partinin kurulması, demokrasinin zenginliği açısından her zaman önemlidir. YENİ Parti‘nin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, başarılı çalışmalar yapmasını temenni ediyorum. Siyasette rekabetin artması, farklı fikirlerin ortaya çıkması ve vatandaşın daha fazla seçenekle buluşması demokrasi adına kıymetlidir. Ayrıca YENİ Parti şu an mecliste ana muhalefet konumunda oldu.

Ancak bir partinin kamuoyunda bıraktığı ilk izlenim, yalnızca söylemleriyle değil; adı, logosu ve kurumsal kimliğiyle de oluşur. İşte bu noktada YENİ Parti‘nin oldukça aceleci davrandığını düşünüyorum.

Özellikle logo tasarımı bana güçlü bir kurumsal kimlikten çok, günümüz dijital platformlarının görsel dilini çağrıştırıyor. İlk bakışta akıllara Netflix’in “N” harfini getiren bir tasarımın tercih edilmiş olması, partinin kendine özgü bir simge oluşturma konusunda yeterince özen göstermediği ve acele davrandığı izlenimini veriyor. Elbette bu benim kişisel değerlendirmemdir. Ancak siyasi partilerin logoları, yalnızca estetik bir tercih değil; yıllarca hafızalarda kalacak, ideolojisini ve vizyonunu temsil edecek sembollerdir.

Bir logonun; tarihî, kültürel veya toplumsal bir anlam taşıması, seçmende aidiyet duygusu oluşturması beklenir. Oysa bu tasarımın böyle bir mesaj verdiğini düşünmüyorum.

İsim konusunda da benzer bir durum söz konusu. “YENİ Parti” ismi ilk bakışta dikkat çekici görünse de, üzerinde daha kapsamlı çalışılmış ve daha özgün bir tercih yapılabilirdi. Siyasi iletişimde isim, sadece bir tabela değildir; partinin hafızalardaki yerini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. İsimde de çok aceleci ve araştırılmadan konulmuş. Birçok isim hakkı davasına konu olacak sanırım.

Kurumsal kimlik; logo, renk, tipografi ve isimden oluşan bir bütündür. Bunlar üzerinde yeterince düşünülmeden atılan adımlar, daha yolun başında gereksiz tartışmaların doğmasına neden olabilir ve olduda!

Elbette önemli olan, bir partiyi başarıya ulaştıracak olanın logosu değil, icraatlarıdır. Ancak ilk izlenimin de küçümsenmeyecek kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Güçlü fikirler, güçlü bir kurumsal kimlikle desteklendiğinde çok daha etkili bir karşılık bulur.

Yeni kurulan partinin bundan sonraki süreçte, tartışmaları kurumsal kimliğiyle değil; üreteceği politikalar ve ortaya koyacağı çalışmalarla gündeme gelmesini temenni ediyorum.

Devamını Oku

Serkan Candaş Yazdı: Dedikodu ve İftiralarını İspat Edemeyen Hukuk Önünde Hesap Verir!

Serkan Candaş Yazdı: Dedikodu ve İftiralarını İspat Edemeyen Hukuk Önünde Hesap Verir!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘Dedikodu yaymak, iftira atmak, yalan ve yanlış bilgileri alenen yaymak, itibar suikasti, tehdit etmek’!

Türk Ceza Kanunu Madde 106 – Tehdit: Bir kimsenin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığına yönelik zarar verileceğinden bahsedilmesi tehdit suçunu oluşturur. Tehdidin silahla, birden fazla kişiyle, örgüt gücü kullanılarak veya başka nitelikli hallerde işlenmesi durumunda ceza ağırlaşır. Tazminat ve ceza davası açılır.

Türk Ceza Kanunu Madde 125 – Hakaret: Bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövülmesi suçtur. Alenen işlenmesi halinde ceza artırılır.

Türk Ceza Kanunu Madde 267 – İftira: Bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat ederek hakkında suçlamaya yönelik davranışlar iftira suçunu oluşturur. Ceza ve tazminat davası açılır.

Türk Ceza Kanunu Madde 123/A – Israrlı Takip: Sürekli rahatsız etme (Telefon, mesaj, e-mail vb.) ve takip etme niteliğindeki bazı davranışlar bu madde kapsamında değerlendirilebilir.

Türk Medeni Kanunu Madde 24 ve 25 – Kişilik Haklarının Korunması: Gerçek dışı iddialarla kişinin itibarına zarar verilmesi durumunda, saldırının durdurulması, yayının kaldırılması, ceza ve manevi tazminat talep edilebilir.

Türk Borçlar Kanunu Madde 58 – Manevi Tazminat: Kişilik haklarının hukuka aykırı şekilde ihlal edilmesi halinde manevi tazminat istenebilir.

Ancak dedikodu; gerçeğe aykırı isnatlar içeriyorsa, kişinin itibarını zedelemeyi amaçlıyorsa, sosyal medya veya kalabalık ortamlarda alenen yayılıyorsa, içeriğine göre hakaret, iftira, tehdit veya kişilik haklarına saldırı kapsamında hukuki ve cezai sorumluluk doğurur.

Eğer gerçeğe aykırı iddiaları çevreye yayıyor, sosyal medyada paylaşıyor veya insanların size karşı tavır almasına neden oluyorsa; olayın ayrıntılarına göre; TCK m. 106, TCK m.125, TCK m. 267, m. 58 ve ayrıca manevi tazminat hükümleri gündeme gelebilir. Bu suçlar işleniyorsa CEZA ve TAZMİNAT davası açılır.

Her iddia, mahkeme karşısında ıspatlanmak zorundadır, eğer ıspatlanamazsa, hapis cezası ve tazminat kaçınılmazdır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.