DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 31986926.29793%
İzmir
14°

AZ BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

X
Dilek Bozkurt Yazdı: Sırtından Bıçaklanan Gelecek

Dilek Bozkurt Yazdı: Sırtından Bıçaklanan Gelecek

İstanbul Çekmeköy’de hayatının baharında, öğrencilerine ışık olmaya çalışan 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, kendi...

ABONE OL
5 Mart 2026 00:49
Dilek Bozkurt Yazdı: Sırtından Bıçaklanan Gelecek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Çekmeköy’de hayatının baharında, öğrencilerine ışık olmaya çalışan 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, kendi öğrencisi tarafından sırtından bıçaklanarak öldürülmesi, sadece bir asayiş vakası değildir.

Bu, toplumun hücrelerine kadar sızmış bir çürümenin, kaybolan merhametin ve yok edilen öğretmenlik onurunun son perdesidir. Üstelik Fatma öğretmenin, katil zanlısı için aylar önce disiplin kurulunda “Can güvenliğimiz yok” diyerek feryat etmesi, bu cinayetin göz göre göre geldiğinin acı bir kanıtıdır.

Eskiden öğretmen, bir mahallenin, bir ailenin en saygın figürüydü. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” düsturundan; öğretmenin can güvenliği için yalvardığı, sınıfların ise şiddet arenasına dönüştüğü bir döneme nasıl geldik?

Özellikle ekonomik seviyenin düşük olduğu semtlerde, ailelerin hayata tutunma çabası içindeki boşlukları ne yazık ki suç örgütleri ve dijital dünyanın karanlık dehlizleri dolduruyor.

Gösterişli Hayatlar ve Kıskançlık: Sosyal medya, gençlerin önüne ulaşılması imkansız, şatafatlı ve sahte hayatlar koyuyor. Kendi gerçekliği ile ekran arasındaki uçurum büyüdükçe, gençlerin ruhunda “sahip olamadığına karşı nefret” ve “yok etme” arzusu filizleniyor.

Vicdanın Yerini Alan Acımasızlık: Dijital dünya, şiddeti normalleştiren oyunlar ve empatiyi yok eden içeriklerle dolu. Gençler, birer “yok etme makinesine” dönüşürken; merhamet ve vicdan, bu yeni nesil algoritmalarında “zayıflık” olarak kodlanıyor.

Dünyanın dört bir yanındaki savaşlar, adaletsizlikler ve her gün ekranlara düşen vahşet haberleri, ruhlarımızı nasırlaştırdı. Artık bir davete katılmak, dostlarla bir kahve içip gülümsemek bile bir ihanet gibi hissettiriyor. İçimizdeki bu ağır yük, sadece bireysel bir keder değil; kolektif bir yas halidir. Merhametin yerini acımasızlığın aldığı bu “zamanın ruhu”, ne yazık ki en çok çocuklarımızı zehirliyor.

Psikolojinin “Davranım Bozukluğu” dediği o hissizlik hali, artık sokaklarımızda kol geziyor. Empati duygusu nasırlaşmış, başkasının acısını bir bilgisayar oyunundaki “puan kaybı” gibi gören, vicdanı ekranların radyasyonuyla kavrulmuş bir gençlik profiliyle karşı karşıyayız. Ekonomik yoksunluğun yarattığı o derin boşluk, sosyal medyanın sahte ve şatafatlı dünyasıyla birleşince; ortaya kıskançlıkla beslenen, yok etmeye programlı birer “suç makinesi” çıkıyor.

​Bu karanlık sarmaldan sadece üzülerek çıkamayız. Suça teşvik eden dijital mecralar, rehabilite edilmeden sokağa salınan ruhlar ve okul koridorlarını güvensiz bırakan yasal boşluklar için en sert, en ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. Bir öğretmenin canı, bir toplumun haysiyetidir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.